TAVSİYE ETTİĞİM KONULAR

Blogger Tips and TricksLatest Tips For BloggersBlogger Tricks
  • Bursa Gezi Rehberi

    Evliyaları , Türbeleri,Külliyeleri,Hanları,Yüzyıllık Evleri,Tarihi Kapalı çarşısı,Teleferiği,Tarihi Camileri, Mimari Yapıları,600 Yıllık Çınarları, Tarihi Çarşılı Irgandı Köprüsü,Tarihi Evleri,Kaplıcaları,Çinisi, İpeği,Havlusu,Kestane Şekeri,İskender Kebabı, ,Mudanya’sı,Trilye’si,Cumalıkızık’ı,Misi’si ve Uludağ’ı ile Bursa’yı ziyaret etmeniz için bir çok neden bulunmaktadır.

  • Çanakkale Şehitliği ve Gelibolu Gezi Rehberi

    Güzel Türkiye’mizin hemen her yerinde gezilecek,görülecek ve ibret alınacak nice harika beldeler var. Atalarımızın , bu vatana hizmetlerini anlamaya çalışmak elbette ki biz torunları için çok önemlidir.Bu vatan topraklarında , bu gün özgürce yaşamamızı onlara borçluyuz. Geçmişimizi ve büyüklerimizi anlamamızı sağlayacak en önemli yerlerden biri de Çanakkale Şehitliğidir.

  • Küsmek

    Yine sıkıntılı bir gece, yine evin içinde sessizlik. Ali yalnız başına evin içinde dolaşmaya başladı. Önce biricik kızının odasına girdi. Yerde ki oyuncaklarına baktı. Yatağının üzerindeki yastığını alıp kokladı.Kızının kokusunu içine çekti.Daha sonra,oturma odasına geçti ve koltuğa oturup düşünmeye başladı. Eşi ile yaşadığı kaçıncı kırgınlık kaçıncı küslüktü. Artık bu küs kalmaları haftalarca sürebiliyordu. Aynı evin içinde iki yabancı gibiydiler.

  • Bu Çocukların Suçu Ne?

    Ahmet henüz 8 yaşın da idi.O akşam Annesi ve kız kardeşi ile birlikte yemeklerini erkenden yediler.Babası yine bu akşamda onlarla birlikte yemekte yoktu.Ahmet Annesine sorduğunda,her zamanki cevabı almıştı’’ Gelir yavrum iştedir.İşleri uzadı herhalde.Hadi sen yemeğini bitir ve doğru ödevinin başına git’’.Ahmet yemekten sonra odasına çekilip ödevlerini yapmaya koyuldu.Bitirince de hemen pijamalarını giyip yattı.

  • Güler Yüz Tatlı Dil

    Güler yüz ve tatli dilli olan insanlar , çevresine ışık ve güzellik saçarken,asık suratlı karşısındakine ufacık gülümsemeyi , selamlaşmayı bile çok gören insanların ise çevresine karanlık ve olumsuzluk yaydığına her zaman inanmışımdır.

  • Maddi Borçlardan Kurtulmanın Yolları

    İş ve özel hayatımız da;iş bitirici , objektif , bilgi düzeyi yüksek, istekli, iletişimi kuvvetli insan olalım ama ne olur bunlardan daha fazla doğrucu ve dürüst bir insan olmaya gayret edelim,aradığımız elemanlarda da ahlaki yetkinliğe diğerlerinden daha çok önem verelim. Benim çalışanım hem işini iyi bilen, mesleğinin gerektirdiği sorumlulukları en iyi biçimde yerine getiren ama bunlardan daha fazla ahlaki donanımı yüksek, doğruluğa dürüstlüğe önem veren bir çalışan olmalı.

YAŞAM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
YAŞAM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mart 2014 Pazar

AFFETTİM AMA... | Hiç yorum yok:





Sana affedilmeyecek kadar büyük hata yapan birine akıl sınırlarının bittiği yerden başlayacak ceza vermek istiyorsan. Bütün samimiyetinle AFFET.
Hissedilen her şeyi arşivleyen KADER kendisiyle en iyi biçimde ilgilenecektir... 
Şems'i Tebrizi


*Hayatımın en zor döneminde bana destek olmak yerine , sen daha burada mısın diyerek aklınca bana şaka yaptığını zanneden sözde arkadaşımı AFFETTİM.

*Küsme eyleminin ne kadar faydasız bir eylem olduğunu , sorun ne ise bunu karşılıklı konuşarak çözümlemek gerektiğini bir türlü anlatamadığım yakınlarımı AFFETTİM.

*Sıra beklerken , güya çaktırmadan önüme geçmeyen çalışan , sırada beklediğim için beni geri zekalı kendisini de uyanık zannedenleri AFFETTİM.

*Araç kullanıp aynı zamanda cep telefonu ile konuşurken kavşak dönmeye çalışan ama bu arada az daha bana çarpacak olan sürücüyü AFFETTİM.

*Alışveriş merkezlerinin otoparkında , iki araçlık yeri tam ortalayarak aracını parkeden dolayısı ile , yer bulamadığımdan otoparkın içinde beni dönüp durduran malum kişiyi AFFETTİM.

*Gecenin 1’inde matkap sesi ile beni yatağımdan  fırlatan komşumu AFFETTİM.

*Apartmanın bahçesinde , yavru kedileri beslediğim için bana sinir olan, bu kedilerin arabasının altındaki boruları kemirdiğini söyleyen ve bunları beslediğim için , iş yerimdeki tanıdığı patronlarım ile görüşüp beni işten attırmaya çalışacağını söyleyen komşumu AFFETTİM.
*.....
*…..
*…..
AFFETTİM AFFETTİM AFFETTİM ve HEPSİNE HAKKIMI HELAL ETTİM


AMA

*Sağcısından solcusuna  , ataestinden  sözde dindarına ; içi tamamen para hırsı ve koltuk sevdası bürümüş , insanlığı ölmüş idarecilerimizi , yöneticilerimizi , politikacılarımızı , sözde devlet adamlarımızı AFFETMİYORUM.

*Mevki için,  yaşına başına bakmadan  başındaki insanlara her türlü yalakalığı yapmaktan çekinmeyenleri ve onların bu yalakalıkları karşısında, kendini bir ..k sanıp , bu davranışlara çanak tutanları AFFETMİYORUM.

*Kendi emeği , alın teri ile kazanmak yerine veya bu şekilde kazandığının haricinde, hep daha fazlasını isteyen nefsine boyun eğip, başkalarının hakkını da gasp edenleri AFFETMİYORUM.


*Hangi siyasi görüşte olursa olsun , sonuçta 15 yaşında bir çocuğun öldürülmesini haklı göstermek adına , “teröristin teki idi” diyenleri AFFETMİYORUM.

*Sorumluların görevini yerine getirmemesinden dolayı, feribot kazasında vefat eden 5 yaşında bir yavrucak için, “zaten lösemi hastası imiş nasıl olsa ölecekti” diyenleri AFFETMİYORUM.  

*Parası için özürlüleri dahi , hatta anne babasını bile dövmekten çekinmeyen beyni özürlüleri AFFETMİYORUM.

*Daha fazla toprak daha fazla saltanat uğruna , kadınları bebekleri dahi acımasızca öldürmekten çekinmeyen diktatörleri  AFFETMİYORUM.

*Hangi siyasi görüşte olursa olsun, ister sağcı ister solcu  ; sırf kendi görüşünde değiller diye ,kendi kafalarınca suçlu gördükleri insanları, aylarca sistemli olarak,işkencelere maruz bırakanları AFFETMİYORUM.

*Başörtülüsü ne de , mini eteklisi ne de saygı duyarak, kardeşçe geçinmeye çalışmak yerine , karşısındaki başörtülü veya mini etekli diye, onlara en ağır hakaretleri uygun görenleri AFFETMİYORUM

*Devletin geleceği ve düzeni için öz oğlunu öldürdüğü söylenen padişahı , oğlunun öldürülmesi anında Kuran-ı Kerim okuyor olsa bile , öncelikle bir baba olduğunu, boğdurttuğu insanında öz oğlu olduğunu  unuttuğu için AFFETMİYORUM.

*Sapıkları AFFETMİYORUM

*Yalancıları AFFETMİYORUM

*Dolandırıcıları AFFETMİYORUM

***Kısacası içinde ALLAH korkusu olmayanları affetmiyor ve Yüce Yaratıcının bunları öncelikle ıslah etmeye çalışması hala anlamıyorlarsa  hak ettikleri şekilde cezalandırması için dua ediyorum.

Anlatmak istediklerimi en güzel , en anlaşılır şekilde sonlandırayım:

Fe men ya'mel miskâle zerratin hayran yerah. 
Ve men ya'mel miskâle zerratin şerran yerah.
Kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onun mükafatını görecektir.

Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse onun cezasını görecektir.
Zilzal 7-8


devamı »

14 Ocak 2013 Pazartesi

DEDİKODU | 10 yorum:






Falanca bay veya filanca bayan diyor ki;

Dedikoduyu hiç sevmem.Başkasının ne yaptığından bana ne.Kim kiminleymiş,kim kiminle kırıştırıyormuş beni hiç ilgilendirmez.Ay ne iyi bir insanım ben yaaa.

Çevremdeki hiçbir arkadaşıma,kötü gözle bakmam.Dedikodularını yapmam aman laf olur filan.A bu arada çok yakın bir kaynaktan duydum ama bana ismini sorma,iş yerimde falanca bay,filanca bayanla berabermiş biliyormusun,üstelik ikiside evli çocukları da varmış.Aman canım bana ne,hem bizimki dedikodu sayılmaz ki ben duyduğumu söylüyorum.Günahı kendi boyunlarına.Unutmadan aralarındaki yaş farkı da 8 yaş.Yuh hiç birbirlerine uymuşlarmı? Anam bunların sülalesi böyleymiş.Adamın babasının da başından 4 evlilik geçmiş.Şimdi 80 yaşında hala 5.inciyi de alacağım diyormuş.Aramızda kalacak ha.Bak yemin ver.(Bunun ağzında da bakla ıslanmazya neyse…)

Neme gerek biz kendi işimize bakalım. Dedikoduyu hiç sevmem biliyorsun ama şimdi sana bunu anlatmazsam çatlarım.Şu filanca bayan var ya geçen gün işe 5.000-TL’lik pırlanta yüzük ile geldi.Yav bunun aldığı maaş belli.Kocası da bir bankada memur.Eee nasıl alınıyor bu yüzük? Kız yoksa bunun kocası bankada paraları çaktırmadan cepellezi mi yapıyor.Aaaa ne günlere kaldık.Tövbe tövbeee

Bu üstekinin çocuğu da yine başladı tepemde müzik derslerine,kazık kadar adam oldu,lise sona gidiyor ve nerdeyse aylardır gitar dersi alıyor hala do’dan öteye geçemedi.Dooo dooo bakalım re’ye ne zaman geçecek.Mi’ye geçebilirmi bilmiyorum,geçse bile duymaya bizim ömrümüz yetmez herhalde.Bunların biraz ailecek akılları kıt galiba.Ne var yani bunu yüzlerine de söylerim.Şu an karşımda göreyim siz ailecek kıtsınız kıt derim.Adam habire iş değiştirip duruyormuş.Kadını da bir görsen baykuşa benziyor.Hatta ona baykuş Leyla diyorlarmış.Ben demiyorum öyle diyorlar ben milletin yalancısıyım.

Ay bu şarkıda dünden beri  dilime dolandı;

Apartmanın birinde
Otururlar baş köşelerde
Beyler işte güçte
Hanımların işi gücü dedikodu işte
Kimin kızı kaçmış kimin kızı dulmuş
Hatçeyi kocası akşam dövmüş
Fatmanın kızına dünür gelmiş
Vermezlerse kaçarım demiş.
Oğlanın işi yok boş gezermiş
Koca geldi ne yiyecek
Çoluk çocuk ne yiyecek
Dünden kalan kuru fasulye vardı
Isıtılıp ısıtılıp afiyetle yenecek.
Kimin kızı kaçmış kimin kızı dulmuş
Hatçeyi kocası akşam dövmüş
Fatmanın kızına dünür gelmiş
Vermezlerse kaçarım demiş.
Oğlanın işi yok boş gezermiş.

Dedikoduyu hiç sevmediğim gibi bu şarkıları da hiç sevmem ama dilime dolandı işte.

Anlatacak daha çok şey var ama en iyisi hiç konuşmayayım dedikodu olur.Günaha girmeyeyim.Ben milletin arkasından konuşmayı hiç sevmem.İş yerinde biri var ki,dedikodu meraklısı.Herkes hakkında muhakkak bir söyleyeceği vardır.Sor ona kimi istersen 7 sülalesinin yaptıklarını önüne döksün.Dedikodu yapmadığı bir an bile yok.
Geçenlerde artık dayanamayıp,gittim yanına ve yeter artık bu kadar yaptığın yeter.İnsanları arkalarından çekiştirmeye utanmıyormusun.Sen ne dedikoducu bir insansın dedim.O da bana ne dedi biliyormusunuz?  “Asıl dedikoducu senin gibi olur” 
Ay bu ERKOÇ'un da nerden aklına gelir de yazar böyle hikayecikler bilmem.Beni rezil etti cümle aleme.Dedikodu kim ben kim.Ha unutmadan geçen gün ne duydum biliyormusun?Aa döndü sırtını gidiyor.Dur nereye gidiyorsun sana anlatmazsam içimde kalır,ölürüm.Bekle beniiiiiiiii

Evet dostlarım merhaba;

Yazıya küçük bir eğlencelik ile başlamak istedim.Aslında toplum olarak dedikodu yapmayı ne çok seviyoruz değil mi?Kimimiz bir hastalık gibi bu huyumuzdan vazgeçemezken,üstelik hem yapmayı hem de bu tür haberler duymayı çok seviyorken ,
benimde dahil olduğum bir grupta dedikodudan kaçınmaya çalışıyoruz.Peki bunda başarılı oluyor muyuz.Hayır.Ne kadar kaçınsakta,çevremizdeki konuşmalar bizi alıp başka yerlere götürüveriyor.Başkalarının özel hayatları hakkındaki söylenenleri duymak, başımızı bir an için döndürüp,bakışlarımızı bulanıklaştırıyor.İrademi kemirip zayıflatan bu keneyi ezmek adına ben hemen ya bu söylemlerin olduğu ortamdan derhal uzaklaşmayı yada kulağıma cep telefonumun kulaklığını takıp radyo dinlemeyi tercih ediyorum.

NEDEN? 
Neden insanlar sürekli birbirleri hakkında konuşmayı sever,başkasını çekiştirip,arkasından konuşur ve zevkle onu ,ailesini hatta tüm yakınlarını dili ile yerden yere vurur?Yapacak önemli şeyleri yok mudur insanların.Kitap dergi okumak,uyumak,spor yapmak,müzik dinlemek,yemek yemek, insanlara yetmemektemidir? İlla o çeneleri,dilleri,doğru veya yanlış şeylerle başka insanları çekiştirmek, karalamak zorunda mıdır? 

Ne güzel söylemiş bir şairimiz “İlim adamı fikir üretir,dedikodu insanı zaman tüketir” diye. İnsanlarda haset kıskançlık boş vakit olduğu sürece dedikoduda hiç bitmeyecek herhalde.

Dikkat edin biri hakkında iyi bir şey söylediğinizde pek kimse oralı olmaz ama “bu var ya bu, iş yerinde  ne haltlar karıştırmış duydunuzmu” dediniz mi meraklılar çevrenizi bir anda sarıverir.
Söylediklerinizin doğru veya yanlış olduğu umurlarında değildir.Tek düşünceleri vardır.Bu öğrendiklerini derhal başkasına yetiştirmek.Duyduklarını başkasına satmak.
Buda Allah’tan biraz daha uzaklaştığının,kalplerinin daha da katılaştığının farkında olmayan basit ruhlu insanların eğlencesidir işte.

Maç muhabbeti diye veya okul yada askerlik anılarını konuşmak için masaya oturulur fakat birde bakarsınız konu,komşunun kızının kocaya kaçmasına,köşedeki bakkalın oğlunun işten atılmasına,okuldaki öğretmenin  yaşadığı evlilik dışı ilişkiye,komutanın gece kulüplerindeki etrafa para saçışlarına gelir.Yani yarım saat maç konuşulursa her halde iki saatte bunlar konuşulur.
Cehaletin verdiği cesaretle iki saat içinde bir sürü insana ok atılır.Masaya doğru veya yanlış bir sürü insanın yaşadığı ayıplar serilir.Sanki kendi ayıbımız çok azmış gibi başkalarının ayıbını konu edinir,gecenin ana konusu yaparız.Sonra oh be çeker ve evlerimize dağılırız.
Yalanmı?

Ben İnsanlar müzik dinleyerek,sevdikleri bir filmi seyrederek,kitap okuyarak hatta en başta dua ederek  rahatlayabileceklerine inanırım.Ama falanca bay/bayan rahatlama yolunu böyle seçmiş.

VARMISINIZ?
 1 - Sana acayip bir haberim var.Duyduklarına inanamayacaksın.Falanca var ya falanca , hafta sonu kiminle beraber görülmüş biliyormusun diyeni, daha lafına devam etme fırsatı vermeden ; Bilmiyorum ve bilmekte istemiyorum diyerek göndermeye,

2 - Hanımlar bir kabül günü toplanmış isek,Fatma hanımın kızının,bakkalın oğlunun,komşunun kocasının kulaklarını çınlatmadan,Visnap'ın bloğunda okuyup ta yaptığımız (http://visnap.blogspot.fr/2012/12/pacanga-boregi_4452.html) paçanga böreğinden ,son ay 450-TL gelen doğal gaz parasından,çocuklarımızın okullarından,yeni kocasını kaybeden komşu teyzeye yapacağımız yardımlardan,apartman görevlimizin okulunda çok başarılı olan kızı için toplayacağımız eğitim bursundan,okumakta olduğumuz kitaptan,gittiğimiz filimden bahsetmeye,

3 - Erkekler olarak Çarşamba akşamı her zamanki gibi grup toplantımızı yapmış isek,memleketin gündemindeki son konulardan konuşmaya,gittiğimiz veya gitmeyi düşündüğümüz filimler ve okuyup ta çok beğendiğimiz  kitaplar konusunu paylaşmaya,çalıştırdığı tekstil dükkanını işlerinin bozulması sebebi ile kapatmak zorunda kalan,grup üyesi arkadaşımıza nasıl yardım edebileceğimizi kararlaştırmaya,ince bağırsağındaki tümör nedeni ile ameliyat olmazsa 6 aylık ömrü kaldığı bildirilen 23 yaşındaki kardeşimiz Refiye'ye toplayacağımız yardımları kararlaştırmaya  ( Bilgi için tıklayın ),

4 - İş yerimizde fısıltı ve dedikodu ortamlarından uzaklaşıp, kendimizi, aklımızı,dikkatimizi işimize vermeye,

5 - Boş/dolu , yerli/yersiz konuştuklarımızın sonucunun nerelere varacağını,nice kalpleri kırabileceğini  düşünerek söyleyeceğimiz şeyleri söylemeden önce bir kez daha düşünmeye VARMISINIZ?

NE GÜZEL SÖYLEMİŞLER;
"En erdemli insan,(dedikodudan uzak durup)yalnız kendi ayıbını arayan ve bu yüzden başkalarının ayıbını aramaya imkan bulamayan kimsedir" Hz.Ali

"Duydum ki,yüzüme söylemekten kaçmış,gıybetimi yapmışsın.Benim gibi bir acizden korkmuş,Allah'tan korkmamışsın" Hz.Mevlana

"Başkalarının sözlerini sana taşıyan bir kimse,bil ki senin sözlerini de onlara taşıyordur."Hasan-ı BASRİ

"Dünyada en kolay şey dedikodu yapmak,en zor şeyse kendini tanımaktır" John LUBBOCK


UNUTMAYALIM;
Devamlı olarak fark edilen bir kişilik olmak istiyorsanız,bunu dedikodu/iftira yaparak,başkalarının hayatı konusunda, duyduğu mahrem şeyleri ilk çevresine duyuran insan olarak sağlayamazsınız.
Kendimizi fark ettirmenin en önemli yolu bence; Dürüst,onurlu,sabırlı,çalışkan,seviyeli kişiler olarak,kişilik özelliklerimizle kendimizi fark ettirmektir.

Selam ve Muhabbetle

 



 YORUMLARINIZI DÜŞÜNCELERİNİZİ GÖNDERMENİZ BENİ ÇOK MOTİVE EDİYOR
1 - Aşağıdaki Yorum Gönder adımında ;Yorumumuzu yazıp, Profil Seçi tıklıyoruz.  2 - Profil Seç'te Adı/Url kısmına gelip adımızı veya rumuzumuzu yazıyoruz ve varsa web adresimizi yazıyoruz(yoksa boş bırakıyoruz) ve Yayınla diyoruz.
3 - Adımızı yazmak istemiyorsak;Profil Seç kısmından Anonim'i tıklayıp,Yayınla diyoruz.














devamı »

1 Aralık 2012 Cumartesi

İŞ YAŞAMINDA DÜRÜSTLÜK | 12 yorum:




İŞ YAŞAMINDA DÜRÜSTLÜK

Geçtiğimiz gün  kariyer ve terfi sistemi ile ilgili bilgi veren bir sunuma katıldım.
Sunumu yapan insan kaynakları yöneticisi ,soru cevaplar ile sunumu yürütürken , sorduğu sorulardan birine katılımcıların verdiği yanıt beni hayrete düşürdü ve bu yazıyı yazmaya yöneltti.
Soru şu idi :
Diyelim ki sizler hepiniz yönetici pozisyonundasınız ve kendi biriminize bir kısım şefi seçeceksiniz.Bu kısım şefinde hangi özelliklerin olmasını istersiniz?

Bu soruya gelen cevaplar şu şekilde oldu : Bilgi düzeyi,iş bitirici ve takipçi olması,kriz yönetim becerisi,istekli olması,iletişimi kuvvetli olması,yabancı dil seviyesi,objektif olması,transversal çalışması ve de dürüst olması.
Buraya kadar tamam.Sizde ne var burada hayrete düşecek diyorsunuz değil mi? Devam edeyim.
Katılımcılar, bir kısım şefinde olması gereken özellikleri sıraladıktan sonra, sunumu yöneten insan kaynakları yöneticisi bu sefer şöyle bir soru yöneltti.
Şimdi de bu özelliklere öncelik sırası vermenizi istiyorum.Yani aradığınız bu özelliklerin içinde hangisinin en çok olmasını istiyorsanız 10.Bu özellik çok fazla olmasa da olur dediğinize 5 vs gibi bu özellikleri 1’den 10’a kadar derecelendirin lütfen dedi.

Yukarıda sayılan özellikler derecelendirildi ve çoğunluk kararı tahtaya yazıldı.
İş takipçilik ve bitiricilik: 9 
Objektiflik: 9 
Bilgi düzeyi: 8 
Kriz yönetim becerisi: 8  
İletişim: 8  
İstek: 7 
Yönetim becerisi: 7  
Yabancı dil düzeyi: 7 
ve geldik dürüstlüğün derecelendirmesine.
Dürüstlüğe sıra geldiğinde ben hemen tabii ki 10 diye atıldım.Çünkü benim için dürüstlük olmazsa olmaz bir kriterdi.
Ama işte beni hayrete düşüren ve bu yazıyı yazmaya yönelten konu da burada patlak verdi.Katılımcılar benim gibi düşünmüyorlardı.Onlara göre bir kısım şefinin çok dürüst olmasına gerek yoktu.Sonuçta iş yeri bize dürüstlüğümüzün parasını vermiyor,yaptığımız işin parasını veriyordu.
Zaten yukarıdaki derecelendirmeye de bakarsanız.Katılımcıların ; iş bitiriciliğe,objektifliğe,bilgi düzeyine,kriz yönetim becerisine hatta iletişime , dürüstlükten daha çok önem verdiklerini görmektesiniz.

Ne yazık ki , iş hayatındaki  bir çok çalışan,en büyük itibarın,en büyük kredinin dürüstlük olduğu bilincine bir türlü varmak istemiyor.

İş bitiriciliğe , dürüstlükten daha çok önem veren arkadaşım size soruyorum.Ne malum bu iş bitirici çalışanın bir gün sizin de işinizi bitirmeyeceği?
Doğruluk ve dürüstlükten ziyade , iş bitiriciliği ile övünen bir insanın hedefi kısadır.Bir an önce sonuca yani paraya,mevkiye ulaşmaya çalışır.Ahlaki gereklere çok önem vermez. Maalesef bu yolla da kendisini,ailesini ve aynı halka içinde bulunan insanları çürütür.
Aslında dürüstlük ve doğruluk ilkesine ne yazık ki, toplum olarak önem vermiyoruz.Müslüman bir millet olarak bu konuda batıya örnek olmamız gerekir.Çünkü mensup olduğumuz din,ticaretin her aşamasında dürüstlüğü şart koşmaktadır.En küçük bir hileye,en küçük bir haksız kazanca bile izin vermemektedir.Ama maalesef para hırsı,mevki hırsı gözümüzü,gönlümüzü o kadar çok köreltmiş ki.

BENCE:
Sevgili dostlar ben iş hayatında çalışanın elbette ki mesleki yetkinliğe sahip olması gerektiğine ama en başta çalışanın ahlaki yetkinliğe sahip olması gerektiğine inan bir insanım.

İş ve özel hayatımız da;iş bitirici , objektif , bilgi düzeyi yüksek, istekli, iletişimi kuvvetli insan olalım ama ne olur bunlardan daha fazla doğrucu ve dürüst bir insan olmaya gayret edelim,aradığımız elemanlarda da ahlaki yetkinliğe diğerlerinden daha çok önem verelim.
Benim çalışanım hem işini iyi bilen, mesleğinin gerektirdiği sorumlulukları en iyi biçimde yerine getiren ama bunlardan daha fazla ahlaki donanımı yüksek, doğruluğa dürüstlüğe önem veren  bir çalışan olmalı.

Şunu hiç bir zaman unutmayalım ki
"Bu dünyada bırakacağımız en büyük miras dürüstlüktür"

Dürüstlüğü aranan 9 kriterin içinde, en sonlara atan arkadaşlara Mahatma GHANDİ'nin şu güzel sözünü hatırlatmak isterim.

Söylediklerinize dikkat edin
düşüncelere dönüşür...
Düşüncelerinize dikkat edin
duygularınıza dönüşür...
Duygularınıza dikkat edin
davranışlarınıza dönüşür...
Davranışlarınıza dikkat edin
alışkanlıklarınıza dönüşür...
Alışkanlıklarınıza dikkat edin
değerlerinize dönüşür...
Değerlerinize dikkat edin
karakterinize dönüşür...
Karakterinize dikkat edin
kaderinize dönüşür...

PEKİ SİZİN DOĞRUNUZ HANGİSİ?
Konunun başında bahsettiğim sunuma siz de katılmış olsa idiniz , Dürüstlük doğruluk ilkesini hangi sıraya alırdınız?
En başa mı?
Yoksa
Diğer aranan özelliklerin arkasına mı? Neden?
Aşağıdaki yorum bölümünde düşüncelerinizi bildirirseniz memnun olurum.

Selam ve Muhabbetle

 YORUMLARINIZI DÜŞÜNCELERİNİZİ GÖNDERMENİZ BENİ ÇOK MOTİVE EDİYOR
1 - Aşağıdaki Yorum Gönder adımında ;Yorumumuzu yazıp, Profil Seçi tıklıyoruz.  2 - Profil Seç'te Adı/Url kısmına gelip adımızı veya rumuzumuzu yazıyoruz ve varsa web adresimizi yazıyoruz(yoksa boş bırakıyoruz) ve Yayınla diyoruz.
3 - Adımızı yazmak istemiyorsak;Profil Seç kısmından Anonim'i tıklayıp,Yayınla diyoruz.



                                                 

                                                


devamı »

9 Eylül 2012 Pazar

MOTİVASYON - GARY RASER | 3 yorum:


Videoyu seyrederken çıkan  REKLAMI kapatmak için reklamın sağ üst tarafındaki çarpı işaretini tıklayın.


Hayatta tökezleyecek düşecek çelme yiyeceksiniz
ama bu her olduğunda yeniden ayağa kalkacaksınız.
Gücünüz yettiğince hızla doğrulacaksınız.
Bunu kaç kez yapmak zorunda kalırsanız kalın
Şunu asla unutmayın;
Başarı,yere düştüğünüz her seferde
bir kez daha ayağa kalkabilecek gücü kendinizde bulmanızdır.
Tüm kötülüklerden ahlaksızlıklardan adaletsizliklerden kurtulup
şu an içinde olduğunuz durumdan daha iyisini istiyorsanız
bunu kanıtlayın.
Yapacağınız işin en iyisi olmak istiyorsanız,
gidin bunu hak edin ve kazanın.
Olmak istediğiniz yerin neresi olduğunu bildiğinizi 
asla vazgeçmeyeceğiniz söylemenizi istiyorum.
o zaman haydi 
zirveye tırmanın
daha hızlı koşun
daha büyük hayaller kurun
bunun hepsi sizin içinizde 
bunu başarabilirsiniz
bunu kendiniz için yapın 
bunu kendinize kanıtlayın.
Gary RASER

Her insan arada bir motive olur. Birisi otuz dakika için bir diğeri ise otuz gün boyunca motive olabilir ama otuz yıl boyunca motive olan insan başarılı olur. 
Edward B. Butler

Bildiğiniz başarılı insanları inceleyin; çevresine de yaydığı bir motivasyon enerjisi olduğunu göreceksiniz. Yaptığı işlerde heyecanlı olmakla kalmazlar sizi de heyecanlandırırlar. 
Paul W. Ivey

Bu arada, şu düşüncemi de ifade etmek istiyorum ki;
Kimilerimiz "Hayat Takdiriilahidir"der.
Elbette ama ; Kul tedbiri alacak,çalışacak gayret gösterecek,hayırlısı için dua edecek ve sonucunda da takdiri ALLAH'tan bekleyecek.

Tedbir Kuldan
Çalışmak Kuldan
Gayret Kuldan
Kalbi Dua Kuldan
Takdir ALLAH'tan 





Bu klibi izlememi sağlayan sevgili Gökhan'a  http://blog.gokhangokalan.com/ selam olsun.





devamı »

8 Eylül 2012 Cumartesi

İHTİYAR BEBEK | 4 yorum:

MÜZİK EŞLİĞİNDE OKUMAK İSTERSENİZ TIKLAYIN



İhtiyar Bebek

Ağlama küçüğüm
Ağlama canım bebeğim
Ağlama yavru meleğim
Biliyorum ki meme verseler, susacaksın
Karnın doysa, mışıl, mışıl uyuyacaksın
Kim bilir, rüyanda hangi meleklerle buluşacaksın
Ne güzel çocuksun sen
Sanki senin yüzüne, Yaratan kendi sevgisini nakşetmiş
Seni sallayıp sevsem, gözlerinle bile güleceksin
Biraz serpildiğinde emekleyeceksin
Yürüyüp babana, annene koşacaksın
Delikanlılığında, gönlüne ne sevdalar düşecek
Yunus misali, engin düşüncelere dalıp çıkacaksın
Yaşamın gel gitlerine, sende kapılacaksın
Kapıldığın anaforlarda, üzülüp hatta kırılacaksın
Yaşama inancını yitirmeden, inatla hayata sarılacaksın
Her canlı gibi, sende neslini sürdüreceksin
Ergenlik çağın bitip, çoluk çocuğa karışacaksın
Baba, anne şefkatiyle, onlara sarılıp koruyacaksın
Hayat bu, bilinmez ki
Hüzünle, neşeyle, sevgiyle yoğrulacaksın
Belki de ömür boyu mutlu olacaksın
Yerini bir gün, çocuklarına bırakacaksın
Saçlarına ak düşecek, eline baston alacaksın
Hazan zamanı, son demdir bu dem
Allahın lütfu olan, torunlarınla oynayacaksın
Dizlerinde derman, gözlerinde fer kalmayacak
Sende deden gibi, ihtiyarlayacaksın
Bu güzel yüzüne, bakarak söylediğim, bu sözleri
Sen hiç hatırlamayacaksın
İhtiyarlayacaksın, bebeğim 
İhtiyarlayacaksın
NUH YILDIZ

Sevgili ZiŞuur'un (zisuurblog.spot.com) sitesinde yukarıdaki fotoğrafı görünce etkilendim ve Nuh YILDIZ'ın güzel şiiri ile bu resmi bütünleştirmek istedim.

Bu kadar yaşarmıyım onu bir Yüce Yaratıcımız bilir ama ben hasta yatağında kucaklamaktan önce,aşağıdaki resimde olduğu gibi ,sağlık ve afiyetle,yan yana,diz dize torunlarım ile birlikte olmayı tercih ederdim.

ALLAH(cc)bu günleri görmeyi bana,eşime ve sizlere nasip etsin İNŞALLAH.





Selam ve Muhabbetle

devamı »

4 Eylül 2012 Salı

Şehidim Şehit | 2 yorum:




Ne diyeceğimi bilemiyorum ;

Bu şehit haberleri kolumu kanadımı kırıyor.Yüreğim kan ağlıyor.

Hepsi benim kardeşim.
Çocukları Evladım.
Hanımları Bacım.
Anne Babaları benim Anam Babam.

Ateş sadece düştüğü yeri yakmıyor,bütün Türkiye'yi yakıyor.
Bu satırları yazdığımda kulağıma ağıt sesleri geliyor.Belki aramızda kilometreler var ama bu sesleri duyuyor,acıyı içimde hissediyorum.
Öbür alemde çok üstün bir karşılanma ile karşılanacaklar ama, ufacık bebelerinin gözü önünde bu alemden uğurlanışları ciğerimi yakıyor.

AMA gün Terör (korkutma,yıldırma) örgütünü sevindirme günü değil, dik durma günüdür.

Bu vatan bizim.
Türk’üyle,Kürt’üyle,Çerkez'iyle,Laz’ıyla, hepimizin.
Ne olursa olsun yurdun bölünmez ve sarsılmaz bütünlüğüne el uzatan, dil uzatıp söz söyleyenler amaçlarına hiçbir zaman ulaşamayacak.
Terörü nefretle kınıyor, şehitlerimize Yüce Allah’tan rahmet, ailelerine de sabır diliyorum.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti bölünmez bir bütündür.
Hiçbir güç bu bütünlüğü bozamaz. 

Ne güzel yazmış Salih ÇELİK ;
O...Ölümün en kutsalını seçmişti
En delikanlısını sevdanın.
En güzeli için dövüşmüştü bayrağın
En şereflisi için davanın. 


 ***
Şehit i Uğurlarken

Yine bugün… 
Alabildiğine sevdalı esiyor rüzgar, 
Esebildiğince deli. 
Yağmur bardaktan boşalırcasına yağıyor; 
Dolu,dolu... 
Buram,buram kokuyor toprak. 
Hüzünler yaprak yaprak açıyor. 
Bugün; 
Bütün çiçekler mahzun, 
Yapraklar yeşilliğince ürkek şimdi. 

Artık bulutlar özlem yüklü, 
Yürek yeni hasretlere gebe. 
Eritmedi Mehmed’im, 
Eritemedi hasreti,üşüyen yüreğinde. 
Belki bu son çıkışıydı evden, 
Anacığını son öpüşüydü; 
Son sarılışıydı babasına belki de. 

Bir damla düştü toprağa 
Bir kan aktı inceden ince 
Bir kan aktı sıcak mı sıcak. 
Bir el sarıldı bayrağa 
Şehit, şehit koktu topraklar, 
Çiçekler şehit, şehit açtı 
Şehit,şehit yeşillendi yapraklar. 
 
O...Ölümün en kutsalını seçmişti 
En delikanlısını sevdanın. 
En güzeli için dövüşmüştü bayrağın 
En şereflisi için davanın. 

Dedim ya... 
Düğünü var Mehmed’imin birazdan 
Görür gibiyim saf,saf olduklarını Meleklerin 
Görür gibiyim...

Salih Çelik


***
Ben şehit olacağımı hissetmiştim anne

Ana bu sabah yine erken uyandık
Botları boyadık, düzeni yaptık
Sabah sabah içtimada dimdik ayaktaydık
Ben şehit olacağımı hissetmiştim anne

Bir emir geldi babacan komutandan
Araçlara bindik tam teçhizat hep bir andan
Karamanlı başladı dua okumaya ağzından
Ben şehit olacağımı hissetmiştim anne

Mataramda ki su sanki zem zemdi
Tetiğim gül oya, süngüm bir çiçekti
Yüreğimde ki sevda daha bir depreşti
Ben şehit olacağımı hissetmiştim anne

Sen geldin aklıma giderken göreve
Sivaslının gözündeki yaşa takıldı aklım
Sordum kendi kendime acep niye
Biliyordu o da kavuşmayacaktı nişanlısı Emine’ye
Ben şehit olacağımı hissetmiştim anne

Bir ses duyuldu önce kulaklarım oldu sağır
Az sonra geldim kendime koştum cenge
Arkadaşlar dökülüyordu tek tek yere bağır ALLAH diye bağır
Gözümde ki yaş düşmüştü gönlüme orda oldu kahır
Ben şehit olacağımı hissetmiştim anne

Vatan içindi dökülen kanlar yere
Çakallar karşı cephede Mehmetçikler yerlerde
Tokatlı, Yozgatlı düşmüş kalmışlar üst üste
Allahım sen onlarında gazasını mübarek eyle
Ben şehit olacağımı hissetmiştim anne
Doğduğum anı bilmem ama anam
Ölürken son sözüm oldu VATAN
Helaldir ona bu uğurda verilen her can
Ana ağlamayasın oğlun oldu şehit OSMAN
Ben şehit olacağımı hissetmiştim anne


***

Şehit Asker

Al bayrağa sarılı tabutun önünde
Durmuştu bir imam kıblemizin yönünde
Saf saf oldu insanlar hocanın arkasında
Şehidin resmi vardı herkesin yakasında

Büyük bir boy resimle kortejin önlerinde
Özenle taşınıyor asker ellerinde
Gençliğin baharında henüz yirmi yaşında
Mavi bir bere vardı o tertemiz başında

Tüm cemaat ağlıyordu yaşları sel gibiydi
Esen meltem rüzgârı kara bir yel gibiydi
Seni uğurlarken içimiz yasla doldu
Tüm analar babalar ak saçlarını yoldu

Omuzlarda yükseldin göklere erdi başın
Olmasa da dünyada bir tek taşın
Öteki yaşamında makamın cennet oldu
Sen gidince yurdumun tüm çiçekleri soldu

Benim şehit askerim sen ölmedin asla
Vatanın dağlarına ismin yazıldı kanla
Sana silah çeken el kırılacaktır bir gün
Bu dünyadan edilecektir sürgün

Bunu asla unutma ey kahraman şehit
Her şeyi bilen Tanrı bize olsun ki şahit
Seni toprağa değil yüreğimize gömdük
Yanıyor ciğerimiz sanki ateşe döndük
Celaleddin Alıcı



Yüce ALLAH Cennetinin Güzel Nimetlerini
Şehitlerimiz İle Birlikte Görmeyi Nasip Etsin Hepimize.

 

 


devamı »

25 Ağustos 2012 Cumartesi

Maddi Borçlardan Kurtulmanın Yolları | 23 yorum:




MADDİ BORÇLARDAN NASIL KURTULURUZ?

Yoldan geçiyordum,baktım önümde bir kuyruk,bir bankanın kurduğu stant önünde  millet sıra olmuş bekleşiyordu. Ne ola ki diye kafamı uzatınca,şöyle bir yazı ile karşılaştım ''TC numaranı söyle, 10 dakikada krediyi kap''Sanki krediyi bedava dağıtıyorlardı.Acıyarak baktım sıra olmuş bekleşenlere.

Eve geliyor ve televizyonu açıyorum.Spiker kardeş,bir teknoloji mağazasının açtığı yeni şubedeki indirimlerden ve halkın hücumundan bahsediyor.Mağazadan çıkan ve elinde kocaman bir LCD görünen vatandaşa mikrofonu uzatıp sadece şunu soruyor''İhtiyacınız var mıydı?''.Aldığı cevap aynen şu şekilde ''Yok hayır ihtiyacım yoktu.Evde 3 tane daha var ama bu fiyata almayana saf enayi derlerdi.Hem de 10 taksit o yüzden aldım.''

Sonra bu haberlerden sıkılıp,gazeteyi açıyorum.Bursalı öğretmenin intiharı başlığında bir haber.28 yaşında bir müzik öğretmeni kardeşimiz bankalara olan borcu yüzünden,kurtuluşu ölmekte buluyor ve intihar ediyor.(ALLAH rahmet etsin ve günahlarını affetsin).

Ah bu önünü görmeden alınan krediler ve hesapsız kredi kartından yapılan alışverişler , bomba indirim,müthiş indirim,%70 indirim(tabi önce %70 bindirip sonra indirim),12 taksit ödeme,3 ay öteleme taktikleri ile hesapsız girilen borçlar, veeeee sonrasında tabii ki kat kat çoğalan borçlar,huzursuzluklar,ayrılıklar,intiharlar.

Peki bu borçlardan kurtuluş yok mudur? Hata yapıp hesapsız da harcayıp,borçların içine battı isek çıkış yolu yok mudur? Vardır elbet.

Peki nasıl kurtulacağız bu borçlardan?


Ailecek çoluk çombalak durum değerlendirmesi yapılmalı:
- Aile fertleri,haftada 1 gün , televizyon+cep telefonu+bilgisayarı kapatıp,masa başında toplanarak durum değerlendirmesi yapmalı.Bu eve aylık ne kadar para girdiğini ve bu paraya göre ne kadar harcama yapmaları gerektiği belirlemeliler.Birlikte yapılan bu toplantılarda acil yapılması gereken harcamalar ve acil olmayan ötelenebilir harcamalar belirlenmeli.Yaşı küçük olan çocuklarımıza da bu durum anlayabilecekleri şekilde basit bir dil ile anlatılmalı.

Borcu bütün aile fertleri yüklenmeli:
- Bütün aile fertleri,kendisine göre borcun kapanması için çalışmalı.Çocuk yeni bir telefon istemeyecek,borç bitinceye kadar eski telefon ile idare edecek.Baba ERKOC yeni bir bilgisayar istemeyecek,eskisi ile idare edecek.Günlük işler için,kısa mesafelerde bile çoğunlukla arabamızı kullanmak yerine,toplu taşım araçları kullanılacak.Çamaşır makinemizi değiştirmek istiyorsak 3.000 TL'lik makine yerine,3 yıl garantili 600-TL'lik bir makine bakılacak.Evde bir notebook bilgisayarımız varken,ayyyyyy Ayşe yeni tablet almış o kadar hoş bir şey ki deyip birde ondan alınmayacak.

Bitmek tükenmez ihtiyaçların dizginlenmesi kararı alınmalı:
İhtiyaçlarımızı dizginleyerek , bilinçsiz ve ölçüsüz borç altına girmekten kaçınmalıyız. Unutmayalım ki,bir başkası için sıradan olan bir masraf ,bizim için şu anda lüks olabilir.


Kredi kartları ortadan kesilmeli;
- Düşüncesizce,bilinçsizce kullanım sonucu bizi batağa sürükleyen kredi kartları ortadan kesilmeli ve her ay elimize geçen nakit ile yaşamaya çalışmalıyız.Ne yazık ki ben bunu yapamadım ama mümkün olduğunca kredi kartını dikkatli kullanmaya çalışıyorum.Önce ki yıllarda benim de çocuklarım ile markete gittiğimde yanımda para yok ama nasıl olsa kredi kartı var diye 70-TL'lik ödemeyi kredi kartı ile yapıp sonrada eve geldiğimde eşimden fırça yemişliğim çok olmuştur.Çünkü çocuklarla markete girince aklımı başımdan aldıklarından torbaların içindekiler tamamen çocuklara yönelikti.

Bu lanet olası şeyi kesip atamıyorsak,o zaman çok dikkatli kullanılmalı;
Kredi kartını atamıyorsak,o zaman bu kartı,cebimizde para olmadığı için değil de , kart borcunun kesilme tarihinde, hesabımızda kesilecek tutar kadar para olacağını biliyorsak kullanmalıyız.
Kredi kartları ile yapılan alış veriler yüzünden bazen bizim aylık gelirimizin ne olduğunu bile unutabiliyoruz.Çünkü alışverişte nakit vermiyoruz ki ,cebimde yeterli para yok ama nasıl olsa yanımda kart var.Çeeek karttan.

Kredi kartı borçlarının listesi yapılmalı:
- Ödememiz gereken birden fazla  kredi kartına borcumuz var ise,bu borçların listesini yapmalıyız ve öncelikle en yüksek faizi ödediğimiz kredi kartının borcunu ödemeliyiz. Elimize geçen her fazladan parayla, kredi kartının borcunu bitirmeye çalışmamalıyız.


Kredi kartına ;Onun değil , bizim patron olduğumuz gösterilmeli:
Bir türlü atamadığımız,cebimizdeki kredi kartımızın patronu biz olmalıyız.Yok eğer kredi kartını kendimize patron yaparsak , borçlardan kurtulamayız.

Heves arzu ve isteklerimiz dizginlenmeli;
ERKOC ; 11,6 ekranlı , 12 saat şarj süreli,ultra hafif ve ince bir netbook istiyor.

Acil mi:Hayır,Çok gereklimi:Hayır.Şu anda buna ayıracak nakit para var mı:Hayır. O zaman kusura bakma hevesim,arzum,isteğim senin bu isteğine koca bir HAYIR.

Maddi olarak en zengin insanın,giderleri gelirinden daha az olan insan olduğu unutulmamalı;



Borçlar ile savaşımıza devam ederken en azından ayda bir kez ailecek hoşlandığınız bir şey yapılmalı;
- Borçtan kurtulmak kolay değil ancak bu süreçte ailecek yapmaktan zevk aldığımız bir şeyi ,örneğin sinemaya gitmeyi veya piknikte mangal yapmayı ertelememeliyiz.Piknikte sadece pirzola köfte yenir diye bir kural yok ki.Ben mangal ateşinde pişmiş tavuk kanadını da çok severim doğrusu.Ayrıca yanına sosta beklettiğimiz tavuk göğüs de attık mı hadi afiyet olsun.

Çocuklar ile alışveriş öncesi, onlara bir miktar para verilip,sadece bu kadarlık harcama yapabilecekleri belirtilmeli;
- Alışverişe çocuklarımız ile birlikte çıkmak durumda isek,evden çıkmadan önce onların cebine ufak bir tutar para koyalım ve bu alışverişte kendisinin ancak bu kadar harcayabileceğini belirtelim ve bu konuda taviz vermeden kararlı olalım..Çocuklar bir oyuncakçıya girdiğinde ancak ceplerindeki para kadar harcama yapabileceklerini bilsinler.

Emin olmadığımız kimselere kefil olunmamalı.
Çalıştığım iş yerinde birisine kefil olmuş ama sonra bu kefillikten dolayı,maaşına haciz gelmiş arkadaşlar var.Tabi bu durum da aylık kazançlarını da azaltdığından,mevcut borçlarını ödeme konusunda da iyice zor durumda kalıyorlar.

Maddi borçtan kurtulmak için manevi yollara da başvurmak gerektiği unutulmamalı.
-Maddi borçlarımızdan kurtulmak, onları temizlemek için yukarıda saydığımız önlemleri aldıktan sonra , manevi yollara başvurmayı da hiçbir zaman unutmamalıyız.

            Yüce Yaratıcıya ellerimizi açıp ; 
Allah'ım ben elimden geleni yapıyorum.
Elimden gelmeyenler içinse ellerimi sana açtım.
Sen bize yardım et Yarabbim , işimizi kolaylaştır,
                        Beni ailemi ve bütün güç durumda olanları bu sıkıntılardan kurtar,
                                Bizleri senden başkasına muhtaç etme ...
                     Amin diye dua etmeliyiz.

Şunu unutmayalım ki hiçbir zaman hayatımız hep aydınlık içinde geçmiyor.Günün akşamı olduğu gibi ,insanlarda kendilerini karanlıklar içinde bulabiliyorlar.O zaman ne yapacağız; İçimizdeki,ruhumuzdaki,cebimizdeki karanlıklar için önlemler alıp,kararlılık,bilinç ve sabır ile lambaları yakıp,hayatımızı aydınlatacağız.

 KARARLILIK + BİLİNÇ + SABIR + DUA İLE BU KARANLIK GECELERDEN GÜZEL AYDINLIK SABAHLARA UYANMAMIZ DİLEKLERİMLE.
devamı »